İtiraf Ediyorum – Oyyla ve Tusul’da Hile Yaptım
Kişisel 11 October 2007
Henüz blog dünyasında yeniyim. Aslında daha önceden birkaç defa Blogcu ve Blogspot üzerinden blog denemelerim oldu ama ben kendimi sadece bir buçuk aydır gerçek bir blogcu olarak görüyorum.
Bloğuma yazı yazarken birkaçı hariç hiç birini ziyaretçi kaygısıyla yazmadım. Bloğumda WordPress altyapısını kullandığın wordpress ile ilgili; bilgisayarımdan firefox kullandığım için firefox ile ilgili; öğrencilik hayatım boyunca 5 sene yurtta kaldığım ve burslarla geçindiğim için burs ve yurt bulma ile ilgili; Mambo, Drupal, Joomla gibi cmsler ile ilgilendiğim için cms konulu; herkes gibi Google kullanıcısı olduğum için, Youtube’da video seyrettiğim için Google ve Youtube ile ilgili; askerlik sonrasında iş arama derdine düşeceğim için internetten iş arama ile ilgili ve e-ticaretle yakından ilgili olduğum için e-ticaretle ilgili yazılar yazdım. Yani ben neysem neler ile uğraşıyorsam onlarla ilgili yazılar yazdım.
Ama her ne kadar sadece kendim için yazsam da insan yazdığı şeyleri ne kadar çok kişi okursa o kadar çok mutlu oluyor. Bu nedenle siteye daha fazla ziyaretçi çekmek için siteye bir takım seo uygulamaları ekledim ve siteme eklediğim her yazının linklerini Oyyla, Tusul gibi Türk link paylaşımı sitelerine ekledim. Biraz yeni olmanın verdiği heyecan ile günde bazen belki beş defa google analistics ile siteye kaç kişi girmiş, nerelerden gelmişler, hangi sayfaları ziyaret etmişler gibi bilgileri sürekli kontrol ediyorum. Ayrıca Blograzzi puanım kaç olmuş bugün kaçıncı sıradayım diye her gün kontrol ediyorum. Google Webmaster Tools ile Google sitemi en son ne zaman ziyaret etmiş hangi sayfaları indekslemiş bunları da düzenli olarak takip ediyorum.
‘Eeee hadi çıkar ağzındaki baklayı’ dediğinizi duyar gibiyim.
Oyyla ve Tusul diğer link paylaşım sitelerinden biraz daha farklı çalışıyor. İkisi de Digg vari siteler. Yani siteye eklenen linkler ilk başta geri plana atılıyor. Kullanıcıların oylarıyla belli bir oyun üstüne çıkan linkler (bu Oyyla ve Tusul için 5) ön sayfalarda ziyaretçiler ile paylaşılıyor. Bu şekilde ziyaretçilerin karşısına sadece seçilmiş yazılar çıkıyor. Ama ben ne yaptım yeni olmanın verdiği heyecan ile msnden birkaç arkadaşa ulaşıp onlara durumu anlattıp siteye üye olmalarını istedim. Zaten siteye eklenen her link bir oyla başlıyor, 3-5 arkadaştan gelen oyla hemen hemen bütün yazılarımı yayınlanan yazıların sergilendiği kısma taşıdım. Bir ara durum o kadar kontroldan çıktı ki Oyyla ve Tusul’da ön sayfada 3-4 tane yazım peşpeşe yayınlandı. Ama tabi her yazım haksız bir şekilde yayınlandı diye bir şey yok 10’un üstünde puan alan linklerim de oldu tabi bu oyların da 5′i benim ve arkadaşlarımın oylarıydı .
Oyyla bu durumu farketmiş olacak ki (zaten hiç farkedilmeyecek gibi değil) benim üyeliğimi iptal etti ve siteye eklediğim tüm linkleri hiç bir açıklama yapmadan haklı olarak kaldırdı. Ayrica Tusul yapımcıları da benimle bana ‘hayırlı teskereler’ dileyen bir e-posta ile kişisel olarak iletişime geçmişlerdi. Ama benim yaptığım hileyi onlarda fark etmiş olacaklar ki benimle iletişimi durdurdular ve son derece samimi olarak yazılmış e-postalarıma bile cevap yazmadılar. Ben de yaptığım şeyden gerçekten utandım. Ve herşeyi buradan itiraf etmek istedim.
İlk başta Oyyla ve Tusul site yapımcılarından, sonrasında Tüm blogculardan ve beni takip eden veya etmeyen tüm internet kullanıcılarından özür diliyorum.
Bu yazıyı okuyanlar bir de şunlara göz attı



Türk halkı seni affetmicek :)
ehee takma olur bu tarz şeyler ben de ilk başlarda bi hevesle bu tarz şeyler düşünüyordum ama zamanla insan bloguna verdiği emeği alıyor ve başka şeylere ihtiyaç duymuyor :) mesela bnm tek rss readerım kendimim :P
Güzel bir yazı! İşte özgün içerik :)
Durumu itiraf etmen güzel bir şey.
Rahatlamışsındır.
… de ne gereği var bu kadar alengire?
blog iletilierini linkibol‘layıver anında ana sayfada yayınlansın.
Eğer insanlar beğenmezse eksi puan alırsın, ana sayfadan düşersin (digg’in tam tersi yani :D ) — beğenirlerse de daha da yukarılara çıkarsın.
Günlük 4000küsür (şu anki) tekilden bir kısmı seni bulur elbet ;)
Şaka bir yana, önemli olan içerik. Bir yerden sonra amacın “adsense’ten reklam kazanmak” ya da “popüler ve sık okunan bir blog” olmak olmuyor.
Bir noktadan sonra blogunun sana ait ve yalnız senin sesini yayan bir megafon olduğunu farkediyorsun ve kendi sesini duyurmaktan haz alıyorsun.
(biraz “narsist”ce gelebilir, bununla birlikte her insan kendini beğenir öyle değil mi ;) )
– narsistlik demişken bunun bir seviye üstü thumblog açmak, onun bir seviye üstü ise mikroblog (twitter, jaiku vs.) çılgınlığına katılmak oluyor.
Hepsi çok eğlenceli şeyler — keşke vaktim olsa da bir parmak blogum (thumblog) olsa.
Sevgiler.